Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,
5803 sayılı ''Elektronik Haberleşme Kanunu''nu, 59, 60, 66 ve 67.
maddelerinin bir kez daha görüşülmesi için TBMM Başkanlığına geri
gönderdi.
Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklama şöyle:
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından,
- 5796 sayılı 'Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'
- 5797 sayılı 'Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'
- 5799 sayılı 'Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'
Anayasa'nın 89 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 104 üncü maddesinin
ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere Başbakanlığa
gönderilmiştir.
Ancak, yayımlanması uygun bulunmayan 5803 sayılı 'Elektronik Haberleşme
Kanunu', 59, 60, 66 ve 67 nci maddelerinin bir kez daha görüşülmesi
için, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na geri gönderilmiştir.
5803 sayılı Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na geri gönderilmesinin gerekçeleri aşağıda sunulmaktadır:
'Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 01/08/2008 tarihinde
kabul edilen 5803 sayılı 'Elektronik Haberleşme Kanunu' incelenmiştir.
1) İncelenen Kanunun 6 ncı maddesinin birinci
fıkrasının (ü) bendinde 'Elektronik haberleşme sektöründe, bağımsız
denetim faaliyetine ilişkin esasları, bağımsız denetleme
faaliyetlerinde bulunacak kuruluşların kuruluş şartlarını, çalışma
esaslarını ve çalıştıracağı personelin niteliklerini belirlemek'
Kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır. Kanunun 59 uncu
maddesinin beşinci fıkrasında ise, 'Kurumda denetçi olarak görev
yapanlar ile Kurum düzenlemeleri çerçevesinde denetçi sayılanlara,
Kurumca görevleri sona erdiğinde, elektronik haberleşme sektöründe
bağımsız denetçilik yapabileceğine ilişkin bir belge düzenlenir.
Bunlar, Kurumdaki görevlerinden ayrılmalarını müteakip, 14/7/1965
tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A)
bendinin (1), (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen
şartlar ile ceza veya disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten
çıkarılmış olmamak koşullarını korudukları sürece, elektronik
haberleşme sektöründe bağımsız denetçi olarak görev alabilirler.
Bağımsız denetim kuruluşları elektronik haberleşme sektörüne ilişkin
faaliyetlerini bu denetçiler vasıtasıyla yürütür' kuralı yer
almaktadır.
İncelenen 5803 sayılı Kanunla getirilen
'bağımsız denetim' müessesesine bağlı olarak, 6 ncı maddede bağımsız
denetim kuruluşlarının çalıştıracağı personelin niteliklerini belirleme
hususunda Kuruma görev ve yetki verilirken, 59 uncu madde ile bağımsız
denetim kuruluşlarının en önemli insan kaynağını oluşturan 'bağımsız
denetçi'lerin Kurumda denetçi olarak görev yapan veya Kurumca denetçi
sayılanlardan karşılanması zorunluluğunun getirilmesi, 6 ncı madde ile
Kuruma verilen yetkiyi anlamsız kılmaktadır. Kaldı ki, 59 uncu maddenin
beşinci fıkrasında Kurumda 'denetçi' olarak görev yapanlardan
bahsedilmesine karşılık, Kanunun eki kadro cetvellerinde 'denetçi'
kadro ve unvanı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, bağımsız denetim kuruluşlarında istihdam edilecek
denetçilerde aranacak şartlar özellik göstermesine rağmen, anılan
beşinci fıkrayla Kurumun, bağımsız denetim kuruluşlarının elektronik
haberleşme sektörüne ilişkin faaliyetlerinde istihdam edeceği
denetçilerin münhasır kaynağı haline getirilmesi, kamu yararı ve hizmet
gerekleri yönünden sakınca taşımaktadır.
2) İncelenen Kanunun 53 üncü maddesinin birinci
fıkrasında, Kanun kapsamındaki cihazların Kurum tarafından yayımlanacak
teknik düzenlemelere ve ilgili güvenlik koşullarına uygunluğu, bu
konularda üretici ve dağıtıcıların yükümlülüğü, bu cihazların piyasa
gözetimi ve denetiminde Kurumun yetki ve sorumluluğu ile Kurum
tarafından belirlenecek onaylanmış kuruluşların sorumlulukları
hususunda 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanmasına
ve Uygulanmasına Dair Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı kurala
bağlanmış, idarî yaptırımları düzenleyen 60 ıncı maddesinin altıncı
fıkrasında da, bu fıkraya aykırılık halinde Kurumca verilecek idarî
para cezalarının, anılan 4703 sayılı Kanunun 12 nci maddesindeki
tutarların bir katından dört katına kadar artırılarak uygulanacağı
hüküm altına alınmıştır.
İdarî para cezalarının bu şekilde artırılmasının gerekçesi, madde
gerekçesinde 'Ayrıca, doğrudan veya dolaylı olarak güvenli olmayan
ürünlerin piyasaya arzını önlemeye yönelik olmak üzere, dağıtıcı,
üretici ve onaylanmış kuruluşlara, 4703 sayılı Kanunun 12 nci
maddesinde düzenlenen idarî para cezalarının sektörel bazda yeteri
kadar caydırıcı olmadığının gözlenmiş olması nedeni ile yükümlüleri
caydırmak amacı ile telekomünikasyon sektörüne özgü olmak üzere bir kat
artırılarak uygulanacağı belirtilmiş, ancak, yeni ihlallerin olmasını
önlemek için, bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında para
cezalarına konu fillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, uygulanacak
idarî para cezalarının her tekrar için dört katı olarak uygulanacağı
öngörülmüştür' denilerek açıklanmıştır.
Ancak, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 2 nci maddesinin (f)
bendi ile Kuruma, 'mevzuata, görev ve imtiyaz sözleşmesine,
telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin şartlarına' aykırılık halinde
ilgili işletmecinin bir önceki takvim yılındaki cirosunun yüzde üçüne
kadar idarî para cezası uygulama yetkisi tanındığı halde, incelenen
Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasında bu yaptırım, 'ilgili
hizmetin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde beşine
kadar idarî para cezası' şeklinde belirlenmiş ve aynı maddenin altıncı
fıkrasıyla yapılan düzenlemenin gerekçesiyle çelişen bir değişiklik
gerçekleştirilmiştir.
Bu değişiklik, uygulanacak idarî para cezalarını önemli ölçüde
düşüreceği gibi, işletmecilerin birçok hizmeti birlikte sunmaları,
hizmetler arasındaki yakın ve yoğun ilişki karşısında 'ilgili hizmet'in
ne şekilde tespit edileceği, 'ilgili hizmet'le bağlantılı net
satışların tespitinin nasıl yapılacağı hususlarında incelenen Kanunun
düzenleme içermemesi sebebiyle ihtilaflara yol açacak niteliktedir. Her
ne kadar incelenen Kanunun 21 inci maddesinde hesap ayrımı ve maliyet
muhasebesi ile ilgili hususlar düzenlenmiş ise de, bu madde ilgili
pazarda etkin piyasa gücüne sahip işletmecilere ilişkin olup sektördeki
diğer işletmecileri kapsamamaktadır.
Bu itibarla, aykırılıkları ve ihlalleri önlemek amacıyla uygulanacak
idarî yaptırımların etkinliği hususunda tereddüt uyandıran, ayrıca
içerdiği muğlaklık sebebiyle Anayasanın 38 inci maddesini ihlal eden
mezkûr birinci fıkra hükmü uygun bulunmamıştır.
3) İncelenen Kanunun 46 ncı maddesinde, telsiz cihaz
ve sistemleri için alınacak telsiz ruhsatname ve yıllık kullanım
ücretleri ile teknik muayene ve benzeri hizmetler karşılığında alınacak
ücretler konusunda Kanunun ekinde yer alan ücret tarifesine atıfta
bulunulmuş, bu tarifede belirlenen ruhsatname ücretinin elli katı kadar
idarî para cezasının uygulanacağı aykırılık hallerini düzenleyen 60 ncı
maddenin beşinci fıkrasında ise, ' bu Kanunun 46 ncı maddesine ekli
ücret tarifesinde.' denilerek, kanun yapma tekniğine uygun olmayan bir
atıf yapılmıştır.
4) Yine incelenen Kanunun Beşinci Kısmında 'onaylanmış
kuruluşlar ve piyasa gözetimi'ne ilişkin hususlar düzenlenmiş, bu
kısımda yer alan ve iki fıkradan oluşan 57 nci maddede teknik
uyumluluğa ilişkin düzenleme yapılmıştır. 60 ıncı maddenin bu
düzenlemelere aykırılığı idarî yaptırıma bağlayan yedinci fıkrasında
ise, 'Bu Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırı hareket
edenlere, maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen haller hariç olmak
üzere cihaz başına onbin liradan yirmibin liraya kadar; ikinci
fıkrasına aykırı hareket edenlere onmilyon liraya; üçüncü fıkrasına
aykırı hareket edenlere, beşyüzbin liradan birmilyon liraya kadar idarî
para cezası verilir' denilmiştir.
Tasarıda üç fıkra halinde düzenlenen 57 nci maddenin, Komisyonca iki
fıkraya indirilerek kabul edilmesi ve Genel Kurulda bu şekilde
kanunlaşması sebebiyle hatanın ortaya çıktığı düşünülmekle birlikte,
kanunlaşan metinde bulunmayan üçüncü fıkra ile ilgili istisna öngören
ve bu fıkraya aykırılık halinde uygulanacak cezayı hükme bağlayan 60
ıncı maddenin yedinci fıkrası uygulanabilir bir hüküm olarak
değerlendirilmemiş ve bu sebeple uygun bulunmamıştır.
5) İncelenen 5803 sayılı Kanunun yürürlükten
kaldırılan hükümleri belirleyen 66 ncı maddesinin birinci ve ikinci
fıkralarıyla 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile 2813 sayılı
Telsiz Kanununun, bazı hükümleri dışında yürürlükten kaldırılması
öngörülmüştür. Ancak, yürürlükte kalması öngörülen hükümler arasında
adları geçen Kanunların yürürlük ve yürütme maddelerinin de
bulunmaması, yürürlükte kalmaya devam eden hükümlerin uygulanmasında
sakıncalar doğuracağından, usule uygun bulunmamıştır.
6) 67 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi ile
2813 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilerek
'Kurumun hizmet birimleri; hukuk müşavirliği, daire başkanlıkları ve
müdürlükler şeklinde teşkilatlanan ana hizmet, danışma ve yardımcı
hizmet birimleriyle bölge müdürlükleri şeklinde teşkilatlanan taşra
teşkilatı birimlerinden oluşur. Hizmet birimleri, bu Kanunda belirtilen
faaliyet alanı, görev ve fonksiyonlara uygun olarak Kurumun teklifi ve
Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir'
hükmü getirilmiş; yine aynı hükümle değiştirilen ondördüncü fıkrada
'Hizmet gereklerinin zorunlu kıldığı hallerde, Ülke genelinde toplam
sayısı onu geçmemek üzere, Kurul kararıyla taşra teşkilatı kurulabilir'
hükmüne yer verilmiştir. Böylece, taşra teşkilatının bölge müdürlüğü
şeklinde hizmet birimi olduğunu ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe
konulan yönetmelikle hizmet birimlerinin belirleneceğini kurala
bağlayan dördüncü fıkra hükmü ile bölge müdürlüğünün Kurul kararıyla
kurulmasını öngören ondördüncü fıkra hükmü arasında çelişki doğmuştur.
Bu sebeple, ondördüncü fıkra hükmü uygun bulunmamıştır.
7) 67 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi ile 2813
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası değiştirilerek,
meslek personeli olarak belirli alanlarda uzmanlığa atanabilmek için,
uzman yardımcılığında en az üç yıl çalışmak, olumlu sicil almak ve
hazırlanacak tezin kabul edilmesi şartları getirilmiş, dolayısıyla
yeterlik sınavında başarılı olmak gibi bir şarta yer verilmemiştir.
Ancak bu fıkranın sonunda Kuruma düzenleme yetkisi verilirken, 'Uzman
ve uzman yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavları ... Kurum
tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir' denilmiştir. Bu
çelişkinin de uygulamada sorunlara yol açacağı düşünüldüğünden, fıkra
uygun bulunmamıştır.
8) 67 nci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi
ile 2813 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının son
cümlesi değiştirilerek, Kurul Başkan ve üyelerinin görev sürelerinin
sona ermesi veya görevden ayrılma isteğinde bulunmaları halinde; kamu
görevlisi iken üyeliğe atananların, memuriyete giriş şartlarını
kaybetmemeleri kaydıyla, önceki kurumlarında kadro şartı aranmaksızın
mükteseplerine uygun bir göreve mevcut özlük haklarıyla atanacağı, bir
kamu kurumunda çalışmayanlardan Kurul Başkan ve üyeliğine atanıp
yukarıda belirtilen şekilde görevi sona erenlere herhangi bir göreve
veya işe başlayıncaya kadar, yukarıda sayılan her türlü ödemelerin iki
yıl süreyle Kurum tarafından yapılmasına devam olunacağı hükme
bağlanmıştır.
Söz konusu düzenleme görevden ayrılan Kurul Başkan ve üyelerinden kamu
görevlisi olanların mevcut özlük haklarının yeni atandıkları kadroya
ait her türlü ödeme ile eşitleninceye kadar ödeneceği konusunda bir
hükme yer vermemesi sebebiyle, bu kişilerin emekli oluncaya ve
memuriyetten ayrılıncaya kadar, kamu görevlisi olmayanların da iki yıl
süreyle, gelen zamlardan da yararlanarak Kurul başkan ve üyelerinin
özlük haklarını almaya devam etmeleri söz konusu olabileceğinden,
yapılan düzenleme kamu yararına uygun bulunmamıştır.
9) 67 nci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendiyle 2813
sayılı Kanunun 8 inci maddesine eklenen onbeşinci fıkrada, 'Başkanın ve
II. Başkanın bulunmadığı durumlarda kurum başkan yardımcılarından
birisi Kuruma ilişkin görevlerinde Başkana vekâlet edebilir' kuralı yer
almıştır. Kurum, Kurul ve Başkanlık teşkilatından oluşmaktadır.
Düzenleme bu şekliyle, Kurul üyesi olmayan Başkan yardımcılarının
Başkana vekalet ederken, üyesi olmadıkları halde Kurul toplantılarını
da idare etmelerine imkan verecek genişliktedir. Bu sebeple, fıkra
metninde 'Başkanlığa ilişkin' ibaresinin kullanılması gerekirken
'Kuruma ilişkin' ibaresinin kullanılması uygun görülmemiştir.
10) 67 nci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendiyle
2813 sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci maddenin ikinci fıkrasında,
'1/5/2008 tarihi itibariyle Kurumda; kurum başkan yardımcısı, daire
başkanı, hukuk müşaviri, bölge müdürü kadrolarında bulunanlar ve
bunların dışındaki birim amirleri görevden alınmaları halinde, kadro
şartı aranmaksızın başkanlık müşaviri olarak atanmış sayılırlar.
Bunlar, eski kadroları için öngörülen, mali, sosyal ve emekliliğe dönük
her türlü özlük haklarını, daha sonra ortaya çıkabilecek artışlar
dahil, almaya devam ederler' hükmüne yer verilmiştir. Takdir yetkisi
çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonucunda kamu yararı ve hizmet
gerekleri yönünden bulundukları görevlerden alınmaları gerekiyor ise,
bu durumdaki bir kısım Kurum personeline, 1/5/2008 tarihi itibariyle
belli görevlerde bulunmaları gözetilerek, istisnai düzenleme yapılması
kanun önünde eşitlik ilkesini zedelemektedir.
Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 5803
sayılı 'Elektronik Haberleşme Kanunu', 59, 60, 66 ve 67 nci
maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi
için, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte
geri gönderilmiştir.'
|