Detaylar için lütfen tıklayın
Reklam verin Kazanın
Bedava Dükkan Alın!
       Giriş sayfam yap         | Firmalar ve İlanlar |    | Otomobilim |    | Bilgi Yarışması |     | Üyelik |   | Sitene Ekle |    | İletişim |
Haber Arşivi
 
Ana Sayfa
Son Dakika
Güncel
Bölge           
Politika
Spor
Ekonomi
Eğitim
Dünya
Sağlık
Yaşam
Medya
Kadın Aile
Kültür Sanat
Özel Dosyalar
Başarı Öyküleri
Turizm Seyahat
Projeler
Teknoloji
Röportaj
Düşünce Platformu
Gençlik Çalışmaları
Genç Kalemler
Başbelası hafta içi 20.00 - 23.00 arası İlaç Radyo'da
Çok Okunanlar
Arınç'tan Melih Gökçek yorumu Arınç'tan Melih Gökçek yorumu
Arınç'tan Melih Gökçek yorumu
Arınç'tan Melih Gökçek yorumu
Karayalçın'ın ilk sözü güme gitti Karayalçın'ın ilk sözü güme gitti
Karayalçın'ın ilk sözü güme gitti
Havelsan'dan dünya devine gol! Havelsan'dan dünya devine gol!
Havelsan'dan dünya devine gol!
Yaratıcı  Fikirler Yarısması Yaratıcı Fikirler Yarısması
Yaratıcı  Fikirler Yarısması
Gençlerin AB Projeleri Başladı Gençlerin AB Projeleri Başladı
Gençlerin AB Projeleri Başladı
Halklar ayaklandı devletler sessiz Halklar ayaklandı devletler sessiz
Halklar ayaklandı devletler sessiz
Korkulan oldu gazda kesinti var Korkulan oldu gazda kesinti var
Korkulan oldu gazda kesinti var
Türk doktor, bacağı kurtardı Türk doktor, bacağı kurtardı
Türk doktor, bacağı kurtardı
Grip iş günü kaybı nedeni Grip iş günü kaybı nedeni
Grip iş günü kaybı nedeni
Çalpan'dan işadamlarına çağrı Çalpan'dan işadamlarına çağrı
Çalpan'dan işadamlarına çağrı
Çok Yorumlananlar
Ne zaman bir şey olacak? :...
Mavi Dünya Mehmet'in şiirleri :...
Sanat Sokağı mı, Mafya Sokağı mı?:...
Çocukla sağlıklı iletişim:...
Muradiye’de yatırım göründüüüü…:...
Yerin altında bir başbakan :...
Kabak değil kavak yetiştirin!:...
Kalkınma şuuruyla hareket ediyoruz:...
Gülşen Orhan Genç Liderler buluştu:...
Özel hastaneler kapatılacak mı?:...
Vicdanların mahkûmu; Üfürükçüler… :...
Sitenize Dogurehberi Haber Bandını Ekleyin
Linkler
Küresel kriz mi küresel üçkağıt mı?
2008-11-21 23: 50  
Tarihe mal ettikleri, Nobel ödülleriyle onore ettikleri iktisatçıların marifetiyle kurdukları ekonomik sistem tel tel dökülüyor.  
Yazıyı Büyüt..
 

Dünyanın bugünkü haliyle, Batı hızla bir enkaza dönüyor, tarihe mal ettikleri, Nobel ödülleriyle onore ettikleri iktisatçıların marifetiyle kurdukları ekonomik sistem tel tel dökülüyor.

Çok güvenilen, yıkılmaz kale sanılan uluslar ötesi bankaların her gün biri devlet kontrolüne geçiyor.

ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi Batı dünyasını temsil eden ülkeler, krizle baş etme konusunda acz içinde kıvranıp duruyor. Eskiden neredeyse dünyalı bile saymadıkları Çin ise Batı'yla kıyaslanamayacak ölçüde rahat durumda. Hindistan'ın yıldızı yükseliyor.

Batı'da merkez bankaları hazine yetkilileri ve hükümetlerin krizi dindirmeye yönelik her hamlesi boşa çıktı. Herkes panik içinde. Süslü bir deyimle likidite krizi diye adlandırdıkları parasızlık, bankaların, sigorta şirketlerinin belini büktü. Parasız kuruluşları fonlayan devletin kendisi likidite sıkıntısı çekmeye başladı. Peki, bu malî felâket niçin oldu?

ESAS SEBEB: FAİZ

Tarih boyunca en çok lanetlenen bir kavram iken her devirde insan ve toplum hayatını en çok etkileyen bir unsur olmuştur, faiz. Ama faize ilişkin en önemli gerçek, kapitalist liberal ekonominin temel taşı olduğu veya yapıldığıdır.

Dünyanın en başarılı yatırımcıları küresel finans krizinin teşhisinde birleşiyor: Bugünkü kriz, ekonomideki son 25 yılın köpüklenmesinden (buble) doğmuştur. Köpüklenmeyi oluşturan ise, modern finansın bel kemiği konumundaki doğurgan ve spekülatif faizdir.

Kıymetli evrak hukukundan yararlanan faizli enstrümanlar piyasalarda sınırsız defa dolanım imkânı bulur. Trilyonları bulan bono piyasaları, ekonomideki her faiz değişikliğinde dalgalanır; yüz milyar dolarlar birkaç saat içinde bazılarınca kazanılır, bazılarınca kaybedilir.

Faiz, modern ekonomilerin âdeta hücrelerine kadar işlemiştir. Faizle alâkasız gibi görünen finansal işlemlerin hepsi dolaylı olarak faize bağlıdır. Meselâ, vadeli kontratlarda spot fiyat ile vadeli fiyat arasındaki farkı tayin eden faizden başka bir şey değildir. Faizin sadece bir puan yükselmesi, bir devletin borç stokunu durup dururken, yukarılara çeker, bir puan inmesi ise alacaklıyı zarara uğratır.

Özetle, faiz sunî işlemler oluşturarak ve doğası gereği her bulaştığı muameleyi spekülasyona çevirerek finans hayatını kimileri için saadet, kimileri içinse felâket kapısı haline getirir. Böyle bir sistemin kriz üretmesine neden şaşılır ki?

AMACINDAN SAPAN FİNANS KURUMLARI

Küresel ekonomik krizin bir diğer önemli sebebi, amacından sapan finans kurumlarıdır.

Bankaların ve diğer finans kurumlarının asıl gayesi, iş hayatının ihtiyaçlarını karşılamaktır. Faaliyetlerini iş hayatının ihtiyaçlarıyla sınırlayan finans, normal fonksiyonunu icra eder. Basit bir örnek verelim.

100 bin dolarlık bir sipariş alan ihracat şirketi hiç öz kaynak kullanmasa dahi toplam maliyetini karşılayacak kadar, söz gelimi 90 bin dolar kredi kullanırsa bu borcu faizi ile birlikte yaptığı dış satımın bedeli ile geri ödeyebilir. Bu olayda kreditör banka şirketin öz sermeye noksanını telafi etmiş, karşılığında şirket kârının bir bölümünü faiz olarak kendi hesabına kaydetmiştir.

Ancak, maalesef finans âlemi insani hırsın en zor kontrol edilebildiği faaliyetlerdir. Nitekim, banka ve finans sistemi bu doğal çalışma alanının bilhassa 1980'lerden bu yana dışına çıkarak bir görev ve fonksiyon tecavüzü içerisine girmiştir. Finansal kuruluşlar ile hissedarları ve finans yöneticileri, finansı reel sektörün yardımcısı olmaktan çıkarıp sadece kendisi için yaşayan, kendi kendini besleyen büyüten bir canavar mekanizma haline getirdiler.

Global bankaların medyaya yansıyan sorunlarına baktığımızda, dünyadaki pazar paylarını artırmak, birleşme ve satın almalar yoluyla küresel konumlarını güçlendirmek gibi şeyler görüyoruz.

Bunların hiçbirinin bankaların yasalarda yer alan kuruluş amacıyla, gerçek misyonlarıyla uzaktan yakından alâkası yoktur. Özellikle, ABD'de bankaların hiç de toplumsal ve kamusal olmayan bu tür çalışmaları ekonomi hayatının en popüler ve yaygın faaliyetleri arasındadır.

Kağıt üzerinde, nihaî hedefi tüccar ve sanayiciyi kalkındırmak olan bankaların bu işi ikinci plana attıkları ve kâr sevdasına kapıldıkları açıkça ortada.

KÜRESEL KRİZ DEĞİL KÜRESEL ÜÇKAĞITÇILIK

Tüm bu anlatılanlardan sonra, olup bitenin önemli bir kısmına küresel kriz değil de 'küresel üçkâğıtçılık' demek daha doğru olur. Açıkça ifade etmek gerekirse, global finans krizinin en başından itibaren sahtekârlık vardı. Kâr üzerinden prim alan CEO'lar işsiz güçsüz, parasız on binlerce insana mortgage kredisi vererek primlere kondular. Aslında, ahlâkî zaaf gösterenler arasında, hiçbir işi, geliri ve bir kenarda birikmiş parası olmadığı halde, kocaman rakamlı kredi mukavelelerine imza atan sözde müşterileri de saymak gerekir.

Bugünden geriye doğru bakınca anlıyoruz ki, Temmuz 2007'de patlak verdiği sanılan mortgage krizi, aslında daha önce başlamış, ancak muhasebe oyunlarıyla tam iki yıl kamuoyu ve basından gizlenmişti.

Daha da vahimi, rezalet denetleme şirketlerinin raporlarına yansımadı. Güya bunların görev ve fonksiyonu, yatırımcıyla borçlanan kurumlar arasında sağlam bir köprü kurmaktı. Denetleme firmaları meselâ Türkiye'nin kredibilitesini değerlendirirken, eskiden beri müthiş bir titizlik gösterir ve borca sadakat bakımından eşsiz bir ülke olmamıza rağmen bizi daima riskli ülkeler kategorisinde gösterir. Tuhaftır ki, aynı keskin denetleyiciler banka portföylerinden taşan batak mortgage işlemlerini bir türlü tespit edememiş!

Artık, bu firmalara ve verdikleri notlara inanmak, güvenmek, onları ciddiye almak mümkün mü? Bizdeki popüler bir tekerlemeyle, et de kokmuş, tuz da.

Rezalet devletin bu işle ilgili ajanı olan (bizdeki SPK benzeri) SEC'ten de gizlenebildi. Bu arada finans piyasalarının temel yasası ve bir ahlâkî zorunluluk olan şeffaflık nosyonu yerlerde süründü. Sisteme güvenen binlerce birey ve merkez bankaları dahil, dünyanın dört bir yanındaki büyük finans kuruluşları alenen, planlı şekilde ve sürekli olarak aldatıldı. Paraları ellerinden ve kasalarından hiç acımadan gasp edilerek alındı.

Daha bunun gibi binlerce yalan sözler, uçurulan balonlar, kandırıcı beyanatlar, tutmak değil, tutmamak için verilen vaatler hâlâ devam ederken, dünyanın 100 büyük finansal kuruluşunun batak kredilerden dolayı uğradığı zarar 472 milyar dolan buldu. Bu rakamın çok daha büyüyeceği kesinleşmiş durumda.

Ama, asıl kötüsü, üçkağıtçılık global finansal sistemin ayrılmaz parçası haline geldi. Bu gidişle, finansta kriz hiç bitmez. Çünkü ahlâksızlığın bizzat kendisi bir krizdir ve etik dışı yollarla yürütülen her iş mutlaka kriz üretecektir.

CEO FİYASKOSU

Yaşadığımız küresel ekonomik krizde değinilmesi gereken bir diğer nokta, şu meşhur CEO'lar. Doğrusunu söylemek gerekirse, uluslararası çaptaki CEO (chief executive officer) uygulaması ABD'nin dünyaya ihraç ettiği ayıplı bir maldır.

Nedenine gelince...

1980'li yıllardan sonra, işletmelerin başına getirilen CEO, şirkette âdeta tek kişilik bir sınıftır. Böyle bir mevki her yönüyle işletmecilik kural ve prensiplerine aykırıdır. Meselâ, işletmede icraat ve kontrol faaliyetlerinin birbirinden bağımsız işlevler olduğu, dolayısıyla da farklı kimse veya departmanlar tarafından yürütülmesi gerektiği teoride ve tatbikatta herkes kabul eder.

Şirketin başına konan bir CEO, hem genel müdür hem de yönetim kurulunun yetkilerini haiz olduğundan söz konusu ilke kendiliğinden rafa kalkar. Genel müdür sıfatıyla önce bir öneriyi hazırlayıp yönetim kurulunun onayına sunan CEO, aynı anda yönetim kurulu başkanının koltuğuna oturarak kendi önerisini değerlendirir ve tabii ki her defasında kabul eder.

Böyle bir ortamda, şirketin kötüye gidişi hakkında kimse ikaz yapmak ve işlerin düzelmesi teklifini getirmek cesaret ve arzusunu da gösteremez. Netice olarak, CEO, iki-üç başlı, dört ayaklı, beş elli tuhaf bir yaratık gibidir ve kendisini var eden ABD'li şirketlere uğursuzluk getirdiği gibi, tüm dünyaya zarar vermektedir.

KRİZDE NE YAPMALI NE YAPMAMALI

Krizde şirket yöneticilerinin sakınmaları gereken bir numaralı hata paniğe kapılmaktır.

Panik ve korku sağlıklı düşünmeyi engelleyerek yanlış kararlar alınmasına yol açar. Panik içindeki idareciler ya başlarını devekuşu gibi kuma gömerek önlem almada gecikirler ya da telaşla üzerine yeterince çalışılmamış önlemler alırlar. Sonuçta, her şey eskisinden daha beter hal alır ve korkulan başa gelir.

Kriz, dengelerin altüst olduğu bir durumdur. Piyasalarda arz-talep dengesi, talep aleyhine bozulur. Bunun üzerine bir de şirket sahip ve yöneticilerinin psikolojik dengesi bozulursa krizin olumsuz etkilerine mani olmak imkânsızlaşır.

Tepe yönetimi sağlam bir psikolojiye büründükten sonra, aynı derecede önemli olmak üzere personelin moralini yüksek tutmalıdır. Toplantı aralan daha sıklaştırılmak ve katılımcı sayısı mümkün olduğunca fazla olmalıdır. Krize önlem olarak benimsenen ilke ve politikalar tüm personele çok iyi anlatılmalı, benimsetilmelidir. Hatta tedarikçiler ve müşterilerle de samimi görüşmeler yapılarak, şirketin yeni politikalarından onlar da haberdar edilmeli ve muhtemel sürtüşmelerin önü alınmalıdır.

Ekonomik durumu bahane ederek, çekini senedini ödememek, borçlu şirkete hiçbir şey kazandırmaz ama mutlaka çok şey kaybettirir. Piyasada her şirketin yıllar içinde oluşan bir sicili vardır. Sicilinde ahlâkî zaaf yazan bir firmanın bunu telafi etmesi çok uzun yıllar alır, belki de bu hiç mümkün olmaz. Piyasalar bir zincir gibidir ve şirketler bu zincirin halkalarıdır. Vadesinde ödenmeyen bir borç, domino etkisiyle başka borçların da ödenmemesine yol açar.

Sabit gelirli işçi, memur durgunluktan en fazla etkilenen diğer gruplardan biridir. Bunların geliri maaş ve ücretlerinden oluşur, yani tek kalemdir, giderleri ise çeşitlidir.

Ülkemizde tek maaşın girdiği 5–6 kişilik haneler çok yaygındır. Çekirdek aile henüz Batı'daki kadar yaygın değildir. Geniş aile, kriz ortamında mali bakımdan bir avantajdır. Hane giderlerinin kontrol altına alınması için gider kalemlerinin teker teker listelenmesi ve her kalem için yapılan harcamaların kaydedilmesi çok geçerli bir yöntemdir.

Böylece, lüzumlu olan ve olmayan harcamalar kolayca tespit edilir ve gelirin gider kalemleri arasında dağılımı daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilir. Böyle bir liste yapan aile reisi veya ebeveynler, farkında olmadıkları bazı giderleri hiç gerekmediği halde yaptıklarını hayretle tespit ederler.

Hane halkı ve bireyler cephesinde de işbirliği ve moral en önemli unsurdur. Kriz esnasında aile içi bağlar her zamankinden daha güçlü hale getirilmeli, akraba, komşu ve yakın dostlar ziyaret edilmelidir. Bununla birlikte, harcamaların kısılmasına ve tasarruf edilmesine tüm aile üyeleri katılmalıdır.

SAMİ USLU
Zafer Dergisi



Bir tıklama ile ulaşın

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Yazdır
Yorumlar (0)


    Diğer Başlıklar
23:50     Rojin ve Nilüfer'e tehdit mesajları
18:44     AKP'li vekilin ağlatan türküsü
18:20     Ekşi ile ilgili ortaya çıkan gerçek
22:23     Banyoya Glock'u kim koydu?
00:16     Yalçın Bayer'in NAMAZ haberi yalan
23:21     Karadeniz usulü TV kazaları
10:01     Çeçenistan'da diriliş mücadelesi
00:33     Başarı sırrı ve bana sağladıkları
19:24     İstiklal madalyalı Ermeniler
23:15     Engin Ardıç umutlu: 'Ha gayret!'
 
Piyasalar
Röportaj
Türkiye'nin 2009'la imtihanı zor
Türkiye'nin 2009'la imtihanı zor
Türkiye'yi zorlu bir maraton bekliyor. Mali krizden Kürt Sorunu'na, ABD ve AB ilişkilerinden Ergenekon'a kadar bir çok sorun var.
videohaber
fotohaber
Özel Dosyalar
Son dalgada gözaltına alınanlar
Son dalgada gözaltına alınanlar
30'a yakın kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar atasında emeli vve muvazzaf subaylar gazeteciler ve emniyet amiri var.
Anket


Dogu Rehberi
Naif Karabatak
“Pis Yahudiler”
Dogu Rehberi
Ziya Türk
DTP radikal solun temsilcisi
Dogu Rehberi
A. Zeynal
Emperyalist İsrail ve Yahudilik
Dogu Rehberi
Serdar E.Yılmaz
Başkanlık iğneli fıçı..!
Dogu Rehberi
Nurgül Besen
Katliamın adı: İSRAİL
Dogu Rehberi
SüleymanKarataş
Ham Meyvayı Kopardılar Dalından -2
Dogu Rehberi
Gürbüz Battal
Emeni vahşeti ve özür dileme kampanyaları
Dogu Rehberi
İlhan Toprak
Bir sabah uyandık ki..
Dogu Rehberi
Serdar Durer
1. Bitlis Halk Kurultayı
Dogu Rehberi
M.Beşir Ayanoğlu
Nereye gidiyorsunuz?
Dogu Rehberi
Cevat Danış
Tıkının Beyler
Dogu Rehberi
Figen Yılmaz
Çocukla sağlıklı iletişim
Dogu Rehberi
M. Şeremet
Ardeşen Belediye Parkı bakıma alındı
Dogu Rehberi
Necmettin Yarıcı
Su kullanımı 2 katına çıktı
Dogu Rehberi
Cumali Ayaz
Aral öldü, Van Gölü ölmesin
Dogu Rehberi
Yakup Bulut
Yatılı okuldan Microsoft'a, Turkcell'e..
Dogu Rehberi
Murat Baş
Işık ve iskelet
Dogu Rehberi
Abdullah Güven
Olmuyor… Olamıyor…
Genç Kalemler
Dogu Rehberi
Şükrü ÇOBANOĞLU
MUŞ İLİMİZ MARKALAŞMA YOLUNDA
© 2007 - Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
www.dogurehberi.net sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır